Bir idari yaptırıma (örneğin trafik cezası) itiraz eden kişinin, iddiasını desteklemek için sunduğu deliller (örneğin olaydan hemen sonra alınmış hastane raporu) karşısında, mahkemenin bu delilleri hiç değerlendirmeksizin, sadece idarenin tutanağını 'resmi belge' ve 'aksi sabit oluncaya kadar geçerli' kabul ederek karar vermesi, hangi temel yargısal hakları ihlal eder? (AYM, *Yunus Acar* kararı)

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #166985

Bu durum, AYM'nin *Yunus Acar* kararında da vurgulandığı gibi, birden fazla temel yargısal hakkı ihlal eder: 1) Silahların Eşitliği İlkesi: Mahkeme, idarenin deliline (tutanak) mutlak bir üstünlük tanırken, bireyin delilini (hastane raporu) hiç değerlendirmeyerek, taraflar arasındaki dengeyi idare lehine bozmuş olur. Bu, kamu gücüne sahip idare karşısında bireyi savunmasız bırakır. 2) Çelişmeli Yargılama İlkesi: Bu ilke, tarafların delillerini sunma ve karşı tarafın delillerini tartışma imkanına sahip olmasını gerektirir. Mahkemenin, bireyin sunduğu delili ve bu delile dayalı iddiaları tartışmaya açmadan, incelemeden karar vermesi, çelişmeli yargılama ilkesini anlamsız kılar. 3) Gerekçeli Karar Hakkı: Mahkeme, kararında hangi delile neden üstünlük tanıdığını, diğer delili neden dikkate almadığını somut ve makul gerekçelerle açıklamak zorundadır. Sadece 'tutanak geçerlidir' demek, yeterli bir gerekçe değildir ve gerekçeli karar hakkını ihlal eder. 4) Masumiyet/Suçsuzluk Karinesi: İdari yaptırımlar da bir 'suç isnadı' niteliği taşıdığından, masumiyet karinesi geçerlidir. İspat yükü idareye aittir. Mahkemenin tutanağı mutlak doğru kabul ederek ispat yükünü tamamen bireye yıkması, bu karineyi ihlal eder. (Kaynak: https://sen.av.tr/tr/makale/idari-yaptirima-itirazda-silahlarin-esitligi-ilkesi)