İHAM ve AYM'nin HAGB'ye yaklaşımları arasındaki fark, 'mahkumiyet hükmünün ertelenmesi' (TCK m.51) ile karşılaştırıldığında nasıl daha belirgin hale gelmektedir? Makaledeki analize göre HAGB, ertelenmiş bir cezadan neden daha radikal sonuçlar doğurmaktadır?
Fark, mahkumiyetin hukuki varlığının korunup korunmamasında belirginleşir. Cezanın ertelenmesinde (TCK m.51), ortada kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü vardır; bu hüküm hukuken varlığını sürdürür ve kişinin siciline işlenir, sadece cezanın infazı belirli şartlarla (denetim süresi) ertelenir. Denetim süresi sonunda ceza 'infaz edilmiş' sayılır, ancak mahkumiyet ortadan kalkmaz. HAGB'de ise durum daha radikaldir. Mahkeme, sanığın suçlu olduğuna dair bir kanaate ulaşsa da bu kanaatini bir 'hüküm' olarak açıklamaz ve erteler. Eğer sanık 5 yıllık denetim süresini başarıyla tamamlarsa, açıklanması geri bırakılan o hüküm 'ortadan kaldırılarak davanın düşmesine' karar verilir (CMK m.231/10). Yani, mahkumiyet hiç var olmamış gibi tüm hukuki sonuçlarıyla birlikte yok olur. İHAM'ın HAGB'yi 'cezadan muaf tutulma' olarak görmesinin temel nedeni budur. Cezanın ertelenmesinde bir mahkumiyet varken, HAGB'de mahkumiyetin kendisi ortadan kalkmaktadır. Bu nedenle HAGB, ertelenmiş bir cezadan çok daha radikal ve 'cezasızlık' algısını güçlendiren bir sonuç doğurur. (Kaynak: https://sen.av.tr/tr/makale/iham-ve-anayasa-mahkemesi-nden-hagb-ye-farkli-bakis)