Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2016/8432 E. sayılı kararında, sanığa duruşmada iddianamenin okunduğunun zapta açıkça yazılmamış olmasına rağmen, diğer yasal haklarının (CMK m. 147, 191 vb.) hatırlatılmış olması neden bozma sebebi olarak görülmemiştir? Bu durum, duruşma tutanaklarının ispat gücü ve 'savunma hakkının fiilen kullandırılması' arasındaki ilişkiyi nasıl yansıtmaktadır?
Yargıtay, bu durumu bozma nedeni olarak görmemiştir çünkü sanığın diğer tüm yasal haklarının (müdafi hakkı, susma hakkı, delil toplama isteme hakkı vb.) kendisine tek tek hatırlatıldığının ve sanığın da bunları anladığını beyan ettiğinin zapta geçirilmesini, iddianamenin içeriğinden ve hakkındaki suçlamadan haberdar edildiğine dair güçlü bir karine olarak kabul etmiştir. Yargıtay'ın bu yaklaşımı, usul kurallarının sadece şeklen yerine getirilmesini değil, amacına ulaşıp ulaşmadığını da gözettiğini gösterir. İddianamenin okunmasındaki amaç, sanığın ne ile suçlandığını tam olarak anlaması ve buna göre savunmasını yapabilmesidir. Sanığa diğer tüm hakları detaylıca hatırlatılmışsa ve sanık etkin bir savunma yapmışsa, Yargıtay, savunma hakkının özünün zedelenmediği ve sanığın fiilen hakkını kullanabildiği sonucuna varmaktadır. Bu durum, duruşma tutanaklarının ispat gücünün mutlak olmadığını, tutanağın bütünlüğü ve yargılamanın genel seyri içinde değerlendirilmesi gerektiğini; önemli olanın şekli bir eksiklikten ziyade, savunma hakkının fiilen ve etkin bir şekilde kullandırılıp kullandırılmadığı olduğunu yansıtmaktadır. (Kaynak: https://barandogan.av.tr/blog/mevzuat/cmk-madde-177-sanigin-savunma-delillerinin-toplanmasi-istemi.html)