Bir işverenin, işçiden 'tazminatlarının derhal ödeneceği' vaadi veya benzeri baskılarla yazılı bir istifa dilekçesi alması durumunda, bu istifa dilekçesinin hukuki geçerliliği nedir? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımını, irade fesadı halleri ve ispat yükü açısından değerlendiriniz. (Yargıtay 22. HD, 14.05.2013, E. 2013/9440)
Bu durumda alınan istifa dilekçesi hukuken geçerli değildir. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 14.05.2013 tarihli kararında da belirtildiği gibi, işçinin istifa dilekçesindeki iradesinin fesada uğratılması (hata, hile, ikrah/tehdit) halinde, gerçek bir istifa iradesinden söz edilemez. İşverenin baskısı veya yanıltıcı vaatleri (hile) ile alınan istifa dilekçesi, işçinin gerçek iradesini yansıtmadığından geçersizdir. Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımı, istifanın ardındaki gerçek iradeyi araştırmaktır. Bu gibi durumlarda Yargıtay, olayı bir 'istifa' olarak değil, işveren tarafından gerçekleştirilmiş bir 'fesih' olarak kabul etmektedir. İspat yükü açısından, kural olarak istifa ettiğini iddia eden işveren bunu istifa dilekçesiyle ispatlar. Ancak işçi, iradesinin fesada uğratıldığını (baskı veya hile ile dilekçenin alındığını) iddia ederse, bu iddiasını ispatla yükümlü olur. Ancak Yargıtay, işçiye ihbar ve kıdem tazminatlarının ödenmesi, İş-Kur'a işveren feshi olarak bildirim yapılması gibi çelişkili durumları, işçinin iradesinin fesada uğratıldığına dair güçlü birer karine olarak kabul etmekte ve ispat yükünü işveren lehine hafifletmektedir. (Kaynak: https://kadimhukuk.com.tr/makale/kendi-istegiyle-isten-ayrilan-tazminat-alabilir-mi/)