Anayasa Mahkemesi'nin 22/2/2024 tarihli kararıyla, 926 sayılı TSK Personel Kanunu'nun 33. maddesindeki 'tutuklanmaları nedeniyle terfi edemeyen ve... beraatine karar verilenler... hakkında... maaş farkı ödenmez' hükmünü iptal etmesinin temel anayasal dayanağı nedir? AYM, bu kuralın mülkiyet hakkına yönelik bir sınırlama olduğunu kabul ettikten sonra, sınırlamanın hangi anayasal ölçütü karşılamadığı sonucuna varmıştır?
İptal kararının temel anayasal dayanağı, Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkıdır. AYM, personele ödenmesi gereken maaş ve buna bağlı farkları, icrası kabil bir alacak hakkı olarak 'mülk' kapsamında değerlendirmiştir. Kuralın bu farkların ödenmemesini öngörmesi, mülkiyet hakkına yönelik bir sınırlamadır. AYM, bu sınırlamanın Anayasa'nın 13. maddesindeki ölçütlere uygun olup olmadığını denetlemiştir. Mahkeme, kuralın 'kanunilik' şartını taşıdığını kabul etmekle birlikte, sınırlamanın Anayasa'da aranan ikinci ölçütü, yani 'meşru bir amaca' dayanma ölçütünü karşılamadığı sonucuna varmıştır. AYM'ye göre, tutuklama bir cezalandırma değil, bir tedbirdir ve kişi sonuçta beraat ederek aklanmıştır. Beraat eden ve terfisi emsalleri tarihine geri çekilen bir personele, sırf yargılandığı için maaş farklarının ödenmemesini haklı kılacak bir 'kamu yararı' veya meşru bir amaç tespit edilememiştir. Kuralın gerekçesinde dahi bu yönde bir açıklama bulunmamaktadır. Meşru bir amaç taşımayan sınırlama anayasaya aykırı olduğundan, ölçülülük denetimi yapılmaksızın kural iptal edilmiştir. (Kaynak: https://www.zulkufarslan.av.tr/tutuklanma-nedeniyle-terfi-edemeyenler/)