Bir Türk vatandaşının yurt dışında işlediği bir suç nedeniyle yabancı bir devlet tarafından iadesi talep edildiğinde, Türkiye'nin bu talebe yaklaşımı Anayasa ve 6706 sayılı Kanun çerçevesinde ne olmalıdır? 'Vatandaşın iade edilmezliği' ilkesinin tek istisnası nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #166954

Türkiye'nin bu talebi reddetmesi gerekir. 'Vatandaşın iade edilmezliği' (non-extradition of nationals) ilkesi, hem uluslararası hukukun genel bir prensibi hem de Türk hukukunun temel bir normudur. Anayasa'nın 38. maddesinin son fıkrası, 'Uluslararası Ceza Divanına taraf olmanın gerektirdiği yükümlülükler hariç olmak üzere vatandaş, suç sebebiyle yabancı bir ülkeye verilemez.' hükmünü amirdir. 6706 sayılı Cezai Konularda Uluslararası Adli İşbirliği Kanunu'nun 11/1-a maddesi de, iadesi talep edilen kişinin Türk vatandaşı olmasını, iade talebinin kabul edilemeyeceği mutlak bir hal olarak düzenlemiştir. Bu durumda Türkiye, iade talebini reddeder ancak eğer suç Türk kanunlarına göre de suç teşkil ediyorsa ve yargılama yetkisi varsa (TCK m. 11-12), vatandaşı kendi kanunlarına göre Türkiye'de yargılar. 'Vatandaşın iade edilmezliği' ilkesinin Anayasa'da belirtilen tek istisnası, Türkiye'nin taraf olduğu Roma Statüsü uyarınca 'Uluslararası Ceza Divanı'na (UCD) taraf olmanın gerektirdiği yükümlülüklerdir'. Eğer bir Türk vatandaşı, UCD'nin yargı yetkisine giren bir suçu (soykırım, insanlığa karşı suçlar vb.) işlerse, UCD'nin talebi üzerine bu kişiyi Divan'a teslim etme yükümlülüğü doğar. (Kaynak: https://barandogan.av.tr/blog/mevzuat/suclularin-iadesi-suclunun-geri-verilmesi-sartlari.html)