TCK m. 94/6 uyarınca işkence suçunda zamanaşımının işlememesinin hukuki ve felsefi temelleri nelerdir? Bu düzenleme, suç ve ceza hukukunun hangi evrensel ilkeleriyle uyum içindedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #166952

İşkence suçunda zamanaşımının işlememesinin hukuki ve felsefi temelleri, bu suçun niteliğine dayanır. Hukuki Temel: Türkiye'nin taraf olduğu 'İşkenceye ve Diğer Zalimane, Gayriinsani veya Küçültücü Muamele veya Cezaya Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi' gibi uluslararası belgeler, işkencenin mutlak olarak yasaklandığını ve devletlerin bu suçu etkili bir şekilde soruşturup cezalandırmakla yükümlü olduğunu belirtir. Zamanaşımı, bu yükümlülüğün yerine getirilmesine engel olabileceği için kaldırılmıştır. Ayrıca işkence, uluslararası hukukta bir 'insanlığa karşı suç' olarak da kabul edilebilmektedir ve bu tür suçlarda zamanaşımı işlemez. Felsefi Temel: İşkence, sadece bireyin beden bütünlüğüne değil, aynı zamanda temel insanlık onuruna yönelik en ağır saldırılardan biridir. Toplum vicdanında açtığı yara ve bıraktığı tahrip edici etkiler zamanla azalmaz. Bu nedenle, devletin bu suçu kovuşturma ve cezalandırma yetkisinin zamanla sınırlanması, adaletin tecellisine ve toplumsal barışa aykırı görülür. Bu düzenleme, aşağıdaki evrensel ilkelerle uyumludur: 1) İnsan Onurunun Dokunulmazlığı: İnsan onurunu en ağır şekilde ihlal eden bu suçun cezasız kalmaması gerektiğini vurgular. 2) Cezasızlıkla Mücadele İlkesi: Devlet görevlileri tarafından işlenen ağır hak ihlallerinin zaman aşımı gibi usuli engellerle cezasız kalmasının önüne geçer. 3) Adalete Erişim Hakkı: Mağdurların, aradan ne kadar zaman geçerse geçsin adalete erişim ve faillerin yargılandığını görme hakkını korur. (Kaynak: https://www.zulkufarslan.av.tr/tck-iskence-ve-ezyet/)