Babalık davasında, davalının DNA testi için kan veya doku örneği vermekten kaçınması durumunda, mahkemenin başvurabileceği hukuki yollar, 4721 sayılı TMK m. 284/2 ile 6100 sayılı HMK m. 292 arasında nasıl bir farklılık ve gelişim göstermiştir? Hukuk Genel Kurulu kararında hangi kanun hükmünün uygulanması gerektiği ve neden belirtilmiştir?
Hukuki yollar şu şekilde bir gelişim göstermiştir: Eski ve Genel Hüküm (TMK m. 284/2): 2002'de yürürlüğe giren TMK'nın 284. maddesinin 2. fıkrası, davalının hakimin öngördüğü araştırma ve incelemeye (DNA testi dahil) rıza göstermemesi halinde, hakimin 'durum ve koşullara göre bundan beklenen sonucu, onun aleyhine doğmuş sayabileceğini' düzenler. Bu, hakime bir takdir yetkisi tanır ve testin yapılmamasının sonucunu davalı aleyhine bir karine olarak kabul etme imkanı verir. Bu hükümde zor kullanmaktan bahsedilmez. Yeni ve Özel Hüküm (HMK m. 292): 2011'de yürürlüğe giren HMK'nın 292. maddesi ise, soybağı davaları için çok daha net ve özel bir düzenleme getirmiştir. Bu maddeye göre, herkes soybağının tespiti amacıyla vücudundan kan veya doku alınmasına katlanmak zorundadır. Haklı bir sebep olmaksızın bu zorunluluğa uyulmaması halinde, 'hâkim incelemenin zor kullanılarak yapılmasına karar verir'. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2017/1927, K. 2018/1471 sayılı kararında, sonraki kanun olan ve özel hüküm içeren 6100 sayılı HMK'nın 292. maddesinin uygulanması gerektiği belirtilmiştir. Nedeni, bu hükmün kamu düzeniyle ilgili olan soybağı davalarında maddi gerçeğe ulaşmayı daha kesin bir şekilde sağlamayı amaçlamasıdır. Hakim, artık sadece aleyhe yorum yapmakla yetinmemeli, HMK m. 292 uyarınca incelemenin zorla yapılmasına karar vererek DNA testinin yapılmasını sağlamalıdır. (Kaynak: https://www.zulkufarslan.av.tr/babalik-davasinda-kan-veya-doku-alinmasi/)