29.03.2020 tarihli Ceza İnfaz Yönetmeliği'nin 72/2-d maddesi, avukatların hükümlü ile görüşmeye gelirken getirdikleri belgelerin 'savunmaya ilişkin olup olmadığına dair yazılı beyanları alınır' hükmünü getirmektedir. Makalede bu düzenleme, 'normlar hiyerarşisi' ve 'savunma hakkı' açısından neden eleştirilmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #166949

Bu düzenleme iki temel nedenle eleştirilmektedir: 1) Normlar Hiyerarşisi (Anayasa m. 124): Yönetmelikler, kanunlara ve Anayasa'ya aykırı hükümler içeremez. İnfaz Kanunu (m. 59), Avukatlık Kanunu veya başka bir kanunda, avukatın hükümlü görüşmesine girerken belgelerinin içeriğine dair yazılı beyan verme zorunluluğu bulunmamaktadır. Dolayısıyla, bir yönetmelik hükmüyle kanunda olmayan böyle bir yükümlülüğün ve denetim mekanizmasının getirilmesi, kanunun üstünlüğü ilkesine ve normlar hiyerarşisine aykırıdır. Yürütme organı, düzenleyici bir işlemle kanunu genişletemez veya kanunda olmayan bir kısıtlama yaratamaz. 2) Savunma Hakkı (Anayasa m. 36, İHAS m. 6): Savunma hakkı, kutsal ve kısıtlanamaz bir haktır. Bir avukatın müvekkiliyle görüşmesi, özü itibarıyla 'savunma faaliyeti'dir. Avukattan, belgelerinin savunmayla ilgili olup olmadığına dair beyan istenmesi, savunmanın içeriğine yönelik bir müdahaledir. Bu durum, idareye beyan edilenin aksine belgelerin savunmayla ilgili olmadığına kanaat getirerek bu belgelerle görüşmeye girilmesini engelleme gibi keyfi uygulamalara kapı aralayabilir. Bu da avukat ile müvekkili arasındaki gizliliğe, savunma hazırlama özgürlüğüne ve dolayısıyla savunma hakkının özüne bir müdahale teşkil eder. Makaleye göre bu hüküm, kanuni dayanağı olmadığı ve savunma hakkını ihlal ettiği için 'yoklukla malul'dür. (Kaynak: https://sen.av.tr/tr/makale/hukumlu-ve-tutuklunun-avukati-ile-gorusme-usulu)