Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre, düğünde takılan ziynet eşyalarının kime ait olduğu konusundaki temel kural ve bu kuralın istisnası nedir? Davalı tarafın, bu istisnayı (farklı bir örf ve adet olduğunu) ispatlamak için HMK m. 190 çerçevesindeki ispat yükünü nasıl yerine getirmesi beklenir? (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2017/3-1038, K. 2021/458)

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #166948

Temel Kural: Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre kural, düğün sırasında takılan ziynet eşyası ve paraların, kim tarafından ve hangi eşe takıldığına bakılmaksızın, kadına bağışlanmış sayılması ve artık onun kişisel malı kabul edilmesidir. Bu kuralın hukuki dayanağı, yazılı hüküm yokluğunda örf ve adet hukukudur ve ziynetlerin kadının geleceğine bir güvence olduğu kabulüne dayanır. İstisna: Bu genel kuralın istisnası, taraflar arasında aksine bir anlaşmanın veya o yöreye özgü, bu genel kuraldan farklı bir örf ve adet kuralının varlığının ispat edilmesidir. İspat Yükü: Hayatın olağan akışına ve Yargıtay'ın kabul ettiği yaygın örf ve adete aykırı bir durumu, yani istisnai bir yerel adetin varlığını iddia eden davalı (genellikle erkek), bu iddiasını HMK m. 190 uyarınca ispatla yükümlüdür. HGK'nın E. 2017/3-1038 sayılı kararında da belirtildiği gibi, bu ispat yükü, sadece bir tanığın (örneğin köy muhtarının) beyanıyla yerine getirilmiş sayılmaz. Davalının, Yargıtay'ın benimsediği genel kuralı çürütecek güçte, kendi yöresine özgü, köklü ve yaygın bir adetin varlığını, birden çok ve birbiriyle tutarlı tanık beyanları, o yöreye ilişkin etnografik çalışmalar veya bilirkişi incelemesi gibi daha güçlü delillerle kanıtlaması beklenir. (Kaynak: https://www.zulkufarslan.av.tr/ziynet-esyasinin-aynen-iadesi/)