Anayasa Mahkemesi'nin TCK m. 220/6'yı (örgüt adına suç işleme) iptal etme kararının temel gerekçesi olan 'kanunilik' ilkesi (Anayasa m. 38) ihlali, bu hükmün hangi unsurlarından kaynaklanmaktadır? İptal kararının 4 ay sonra yürürlüğe girecek olması, kesinleşmemiş davalar ve infazı devam eden hükümler açısından ne gibi farklı sonuçlar doğurur?
AYM'nin iptal gerekçesi olan 'kanunilik' ilkesi ihlali, hükmün belirsizliği ve öngörülemezliğinden kaynaklanmaktadır. Makalede de vurgulandığı gibi sorun, failin hangi eyleminin 'örgüt adına' işlenmiş sayılacağının objektif kriterlere bağlanmamış olması, bu konuda geniş bir takdir yetkisi tanıması ve bu nedenle keyfi uygulamalara yol açmasıdır. Özellikle, örgüt adına işlendiği iddia edilen 'öncü suç'un cezasının çok az olduğu veya HAGB kararı verildiği durumlarda bile, sanığın TCK m. 220/6'dan çok daha ağır bir ceza alabilmesi, ceza adaletini ve orantılılık ilkesini zedelemektedir. Bu belirsizlik, 'suçların ve cezaların kanuniliği' ilkesinin gerektirdiği 'belirlilik' ve 'öngörülebilirlik' unsurlarını ihlal etmektedir. İptal kararının yürürlüğe girme süresinin farklı sonuçları: 1) Kesinleşmemiş Davalar: Mahkemeler, AYM kararının yürürlüğe girmesini bekleyerek yargılamaları erteleyebilir (bekletici mesele yapabilir). Karar yürürlüğe girdiğinde veya kanun koyucu yeni bir düzenleme yaptığında, TCK m. 7/2 (lehe kanun uygulaması) gereğince sanık lehine olan hükmü uygularlar. 2) İnfazı Devam Eden Hükümler: İptal kararı henüz yürürlüğe girmediği için mevcut infazlar devam eder. Ancak makalede, mağduriyetleri önlemek için TBMM'nin bir an önce yasal düzenleme yapması veya de facto infazın durdurulmasının düşünülebileceği belirtilmiştir. Karar yürürlüğe girdiğinde, hükümlüler İnfaz Kanunu m. 98 uyarınca 'uyarlama yargılaması' yapılmasını talep edebilir ve mahkeme lehe kanun (TCK m. 7/2) ilkesi gereğince TCK m. 220/6'dan verilen cezayı ortadan kaldırır. (Kaynak: https://sen.av.tr/tr/makale/orgut-adina-suc-isleme-sucunun-iptalinin-ilk-yansimalari)