Anayasa Mahkemesi'nin (AYM), HAGB kararını 'kişilerin bir ceza tehdidi altında kalması' nedeniyle 'caydırıcı bir işlevinin' bulunduğunu kabul etmesi, İHAM'ın HAGB'yi 'cezasızlık' olarak gören yaklaşımıyla nasıl bir zıtlık oluşturmaktadır? AYM'nin bu yorumu, HAGB'nin ifade ve basın hürriyetine bir 'müdahale' olarak kabul edilmesiyle birlikte değerlendirildiğinde, kurumun hukuki niteliği hakkında ne söylenebilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #166933

Zıtlık, 'etkili yaptırım' kavramının yorumlanmasından kaynaklanmaktadır. İHAM, etkili yaptırımı fiili bir cezalandırma olarak görürken, AYM 5 yıllık denetim süresi boyunca devam eden 'ceza tehdidini' de bir tür yaptırım ve caydırıcı bir mekanizma olarak kabul etmektedir. İHAM için sonuçta cezanın ortadan kalkma ihtimali cezasızlık anlamına gelirken, AYM için süreçteki tehdit unsurunun varlığı caydırıcılık için yeterli görülebilmektedir. AYM'nin HAGB'yi ifade ve basın hürriyetine bir 'müdahale' olarak kabul etmesi, HAGB'nin hukuken 'hiçbir sonuç doğurmayan' bir kurum olmadığını, aksine kişinin üzerinde hukuki bir etki (yeni bir suç işleme yasağı ve ceza tehdidi) yarattığını kabul ettiğini gösterir. Bu durum, AYM'nin HAGB'yi, İHAM gibi tamamen etkisiz bir mekanizma olarak değil, kendine özgü hukuki sonuçları olan, denetim ve tehdit unsurları içeren karma bir kurum olarak gördüğünü ortaya koymaktadır. Ancak bu 'müdahalenin' özellikle ifade özgürlüğü bağlamında 'otosansüre' yol açabileceği ve orantısız olabileceği de yine AYM tarafından kabul edilmiştir (23.01.2014 tarihli karar). (Kaynak: https://sen.av.tr/tr/makale/iham-ve-anayasa-mahkemesi-nden-hagb-ye-farkli-bakis)