İHAM'ın *Eski/Türkiye* ve *Böber/Türkiye* kararlarında, özellikle İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi (İHAS) m. 3 kapsamındaki suçlarda (işkence ve kötü muamele) Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kurumunu 'cezalandırmanın önüne geçen bir müessese' ve 'kabul edilemez bir tedbir' olarak nitelendirmesinin temel hukuki gerekçesi nedir? HAGB'nin, cezanın ertelenmesinden 'daha güçlü bir etkiye sahip' olduğu yönündeki İHAM tespitini açıklayınız.
İHAM'ın temel hukuki gerekçesi, devletin İHAS m. 3 kapsamındaki pozitif yükümlülüğüdür. Bu yükümlülük, işkence ve kötü muamele faillerinin etkili bir şekilde soruşturulmasını ve eylemleriyle orantılı, caydırıcı cezalarla cezalandırılmasını gerektirir. İHAM'a göre HAGB, denetim süresi sonunda mahkumiyetin tüm sonuçlarıyla ortadan kalkmasına ve sicilden silinmesine yol açtığı için, bu suçların cezasız kalması sonucunu doğurmaktadır. Bu durum, cezanın etkinliğini ve caydırıcılığını ortadan kaldırdığı için 'kabul edilemez bir tedbir' olarak görülür. HAGB'nin cezanın ertelenmesinden (TCK m. 51) daha güçlü bir etkiye sahip olmasının sebebi şudur: Cezanın ertelenmesinde, ortada bir mahkumiyet kararı vardır ve bu karar varlığını sürdürür, sadece infazı ertelenir. HAGB'de ise, sanığın denetim süresine uyması halinde mahkumiyet hükmü hiç açıklanmamış sayılır ve dava düşer; yani karar, ceza dahil tüm sonuçlarıyla ortadan kalkar. Bu durum, İHAM tarafından 'suçluların cezadan muaf tutulması' olarak nitelendirilmiştir. (Kaynak: https://sen.av.tr/tr/makale/iham-ve-anayasa-mahkemesi-nden-hagb-ye-farkli-bakis)