Bir hükümlünün avukatının İnfaz Kanunu m. 17 uyarınca infazın ertelenmesi talebinde bulunması, makaleye göre, hükümlü hakkında çağrı kağıdı düzenlenmeksizin doğrudan yakalama kararı çıkarılması için yeterli bir 'kaçma şüphesi' karinesi oluşturur mu? Bu durumu 'bir hakkın kullanılmasının başka bir hakkın kaybına dayanak yapılamayacağı' ilkesi çerçevesinde tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #166931

Hayır, oluşturmaz. Makalede bu durum kesin bir dille reddedilmektedir. İnfaz Kanunu m. 17'de düzenlenen infazın ertelenmesini talep etme hakkı, hükümlüye tanınan yasal bir haktır. Bu hakkın kullanılması, m. 19/1'de geçen 'kaçacağına dair şüphe uyandırma' kapsamına sokulamaz. Makaleye göre, bir hakkın kullanılması, bir başka hakkın (çağrı kağıdı ile usulüne uygun davet edilme hakkı) kaybının dayanağı yapılamaz. Avukatın erteleme talebi, hükümlünün infazdan haberdar olduğu anlamına gelse dahi, bu durum m. 19 ve m. 20'de öngörülen emredici usulü (çağrı kağıdı tebliği) ortadan kaldırmaz. Dolayısıyla, salt erteleme talebine dayanarak doğrudan yakalama kararı çıkarılması 'kanunilik' ilkesine aykırıdır. (Kaynak: https://sen.av.tr/tr/makale/infazda-cagri-kagidi-ve-yakalama-emri)