5275 sayılı İnfaz Kanunu m. 19/2, kasten işlenen suçlarda üç, taksirle işlenen suçlarda beş yıldan fazla hapis cezaları için doğrudan yakalama emri çıkarılacağını düzenlemektedir. Makalede savunulan 'mefhum-u muhalif' yorumuna göre, bu sürelerin altındaki cezalarda hükümlünün kaçacağına dair şüphe olsa dahi, çağrı kağıdı tebliği zorunlu mudur? Bu yorumu 'kanunilik' ilkesi ve savcının takdir yetkisi bağlamında analiz ediniz.
Evet, makaleye göre zorunludur. Makale, İnfaz Kanunu m. 19/2'nin mefhum-u muhalifinden (zıt anlamından) yola çıkarak, kanun koyucunun belirli bir sürenin altındaki cezalarda çağrı kağıdını mutlak bir ön şart olarak gördüğünü savunmaktadır. Buna göre, 'kaçacağına dair şüphe' hali, sadece m. 19/1'de belirtilen çağrı kağıdı tebliğinden sonraki 10 günlük sürenin beklenmemesi için bir istisna teşkil eder, ancak çağrı kağıdı tebliği prosedürünü tamamen ortadan kaldırmaz. Bu yorum, ceza infaz usulünde keyfiliği önlemeyi amaçlayan 'kanunilik' ilkesine dayanır. Savcının takdir yetkisinin, kanunun açıkça belirlediği bu usuli güvenceyi (çağrı kağıdı) bertaraf edecek şekilde geniş yorumlanamayacağı, aksi takdirde uygulamanın kişiden kişiye değişebileceği ve öngörülemez olacağı belirtilmektedir. (Kaynak: https://sen.av.tr/tr/makale/infazda-cagri-kagidi-ve-yakalama-emri)