5271 sayılı CMK m. 237/1, kamu davasına katılma hakkını 'suçtan zarar gören' kişiye tanımıştır. TCK m. 234 (çocuğun kaçırılması ve alıkonulması) suçunda, 'suçtan doğrudan zarar gören' kimdir ve bu tespitin davaya katılma hakkına etkisi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #166526

TCK m. 234'te düzenlenen çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçunda korunan temel hukuki yarar, çocuğun bedensel özgürlüğünden ziyade, ebeveynin veya vasinin 'velayet veya vesayet hakkından' kaynaklanan, çocuk üzerindeki himaye, gözetim ve birlikte yaşama hakkıdır. Bu nedenle Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, bu suçun 'doğrudan mağduru' ve dolayısıyla CMK m. 237 anlamında 'suçtan zarar gören' kişi, kaçırılan çocuk değil, o çocuğun 'kanuni temsilcisi' olan anne, baba veya vasisidir. Bu tespitin davaya katılma hakkına etkisi şudur: Kamu davasına katılma ve buna bağlı hakları (temyiz, itiraz vb.) kullanma yetkisi, çocuğa değil, doğrudan velisine veya vasisine aittir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2022/5673 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, çocuk bu suçtan dolaylı olarak etkilense de, doğrudan zarar gören sayılmadığı için davaya katılma hakkı yoktur. Dolayısıyla, çocuğun şikayetçi olmaması veya davaya katılmak istememesi, velisinin katılma talebini etkilemez. (Referans: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/cocugun-sikayet-hakki-ve-diger-haklarinin-kullanilmasi.html)