Danıştay 13. Dairesi'nin 2013/1880 E. sayılı kararında, davacının, işçilerinin kendisine karşı açtığı davaları ve icra takiplerini, Kamu İhale Genel Tebliği'nin 'uygulama işlemi' olarak ileri sürmesi neden kabul görmemiştir?
Çünkü 'uygulama işlemi', bir düzenleyici idari işlemin (Tebliğ, Yönetmelik vb.) doğrudan doğruya bir kişiye veya olaya tatbik edilmesiyle idare tarafından tesis edilen yeni ve somut bir idari işlemdir. Davacının ileri sürdüğü belgeler (işçilerin açtığı davaların dilekçeleri, icra takipleri) ise, idarenin bir işlemi değildir. Bunlar, özel hukuk kişileri (işçiler) tarafından, bir özel hukuk uyuşmazlığına (işçi-işveren ilişkisi) dayanarak, adli yargı mercileri (İş Mahkemeleri, İcra Daireleri) nezdinde başlatılan işlemlerdir. Bu işlemlerin hukuki dayanağı, Kamu İhale Genel Tebliği değil, İş Kanunu ve İcra ve İflas Kanunu'dur. Danıştay, bu belgelerin, iptali istenen Tebliğ maddesinin davacıya 'idare tarafından uygulanması' niteliğinde bir idari işlem olmadığını tespit etmiştir. Dava açma süresini yeniden canlandıracak bir uygulama işlemi olabilmesi için, davalı idarenin (örneğin Kamu İhale Kurumu'nun), o tebliğ maddesine dayanarak davacı hakkında somut bir karar (örneğin ihaleye katılmaktan yasaklama kararı) vermesi gerekirdi. (Referans: kadimhukuk.com.tr/makale/idari-yargilama-usulu-kanunu-11-madde-iyuk/)