5237 sayılı TCK'nın 84/4. maddesi, 'cebir veya tehdit kullanmak suretiyle kişileri intihara mecbur edenlerin, kasten öldürme suçundan sorumlu tutulacağını' belirtmektedir. Bu hüküm, mağdurun kendi eylemiyle ölmesi durumunda dahi faili neden 'doğrudan' kasten öldürmeden sorumlu tutmaktadır?
Bu hüküm, ceza hukukundaki 'dolaylı faillik' kurumunun özel bir yansımasıdır. Dolaylı faillik, failin, suçun kanuni tanımındaki fiili bizzat işlemeyip, suç işleme iradesine sahip olmayan veya iradesi sakatlanmış bir başkasını 'araç' olarak kullanarak suçu işlemesidir. TCK m. 84/4'teki durumda, failin kullandığı yoğun cebir veya tehdit nedeniyle, mağdurun 'intihar etme' yönündeki iradesi artık özgür ve geçerli bir irade olarak kabul edilmez. Mağdur, failin yarattığı dayanılmaz baskı ve korku altında, başka bir çıkış yolu bulamadığı için kendi hayatına son vermeye 'mecbur bırakılmıştır'. Bu durumda hukuk, mağdurun elini tetiğe götürenin aslında failin iradesi olduğunu kabul eder. Mağdur, failin elinde, suçu işlemek için kullandığı bir 'araç' konumundadır. Bu nedenle, fiili gerçekleştiren mağdur olsa da, eylemin arkasındaki asıl hakim irade faile ait olduğu için, fail intihara yönlendirmeden değil, dolaylı faillik yoluyla işlenmiş kasten öldürme suçundan sorumlu tutulur. (Referans: zulkufarslan.av.tr/tck-hayata-karsi-suclar/)