Bir hakimin, gerekçeli kararında temyiz süresini '1 ay' olarak yanlış belirtmesi, tarafların kanun yolu başvurusunda 'süreye uyma' yükümlülüğünü nasıl etkiler? Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2017/3988 E. sayılı kararındaki karşı oy, bu durumu hangi hukuki ilke temelinde değerlendirmiştir?
Bu durum, tarafın kanun yolu başvurusunda süreye uyma yükümlülüğünü, 'mahkemeye güven' ve 'adalete erişim hakkı' ilkeleri çerçevesinde etkiler. Normalde, kanunda belirtilen süreler (örneğin 15 gün) kesindir ve tarafların bu sürelere uyması beklenir. Ancak, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin ilgili kararındaki karşı oyda belirtildiği gibi, bizzat mahkemenin kendisi, HMK m. 297'deki yükümlülüğüne aykırı olarak süreyi yanlış gösterirse, bu hatanın sonuçları tamamen tarafa yüklenemez. Karşı oya göre, mahkeme kararında belirtilen '1 aylık' süreye güvenerek, kanuni süre olan 15 günü geçirdikten sonra ancak 1 ay dolmadan başvuru yapan tarafın talebinin süresinde kabul edilmesi gerekir. Bu durum, 'adil yargılanma hakkı' ve bu hakkın bir unsuru olan 'mahkemeye erişim hakkı' temelinde değerlendirilmiştir. Mahkemenin yol açtığı bir hata nedeniyle, vatandaşın kanun yoluna başvuru hakkının elinden alınması, bu temel hakların ihlali anlamına gelir. Bu gibi durumlarda, usul kurallarının katı bir şekilde değil, hakkaniyete uygun ve hakkın özünü koruyacak şekilde yorumlanması gerektiği savunulmuştur. (Referans: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-299-hukmun-imza-edilememesi.html)