Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2020/17907 K. sayılı kararında, kolluğun 'müşteri kılığında' hareket etmesi, sanığın 'azmettirilmesi' olarak yorumlanmıştır. Ceza hukukunda 'azmettirme' (TCK m. 38) ile 'suça iştirak' arasındaki temel fark nedir?
Azmettirme, TCK m. 38'e göre, 'başkasını suç işlemeye teşvik etmek veya suç işleme kararını kuvvetlendirmek veya fiilin işlenmesinden sonra yardımda bulunacağını vaat etmek' suretiyle olur. Azmettirme ile suça iştirakin diğer halleri (fail, yardım eden) arasındaki temel fark, failin suç işleme kararını oluşturmadaki rolüdür. Azmettirmede, azmettiren kişi, daha önce suç işleme kararı olmayan bir kişinin zihninde bu kararın doğmasını sağlar. Yani, suçun 'manevi faili' gibidir. Diğer iştirak hallerinde ise, failin zaten bir suç işleme kararı vardır ve diğer şerikler bu kararın icrasına katılırlar (birlikte faillik) veya bu icrayı kolaylaştırırlar (yardım etme). Yargıtay'ın kararında, kolluğun müşteri kılığında arayıp pazarlık yapması, sanıkta o an için mevcut olmayan bir suç işleme iradesini 'doğurduğu' veya 'kışkırttığı' kabul edilmiştir. Kolluk, pasif bir şekilde suçu gözlemlemek yerine, suçun işlenmesi için aktif bir rol oynamış ve sanığı eyleme yönlendirmiştir. Bu durum, hukuka uygun bir delil toplama faaliyeti değil, bir 'azmettirme' olarak görülmüş ve bu yolla elde edilen delillerin hukuka aykırı olduğuna karar verilmiştir. (Referans: kadimhukuk.com.tr/makale/ceza-muhakemesi-kanunu-160-madde-cmk/)