İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi'nin 'Hasan ve Eylem Zengin - Türkiye' kararı ile 'Mansur Yalçın ve diğerleri - Türkiye' kararı, zorunlu din dersleri konusunda benzer sonuçlara ulaşmıştır. İkinci kararın, ilkine göre getirdiği ek vurgu veya gelişme nedir?
Her iki karar da Türkiye'deki zorunlu din dersi uygulamasının AİHS 1. Ek Protokol m. 2'yi (eğitim hakkı) ihlal ettiğine karar vermiştir. Ancak Mansur Yalçın kararının, Zengin kararına göre getirdiği önemli bir ek vurgu ve gelişme, sorunun 'sistematik' niteliğinin altının daha güçlü bir şekilde çizilmesi ve Türkiye'ye daha somut bir çözüm yolu önermesidir. Zengin kararında ihlal tespiti yapılırken, Mansur Yalçın kararında, Zengin kararından sonra geçen sürede Türkiye'nin sorunu çözmek için etkili adımlar atmadığı, yapılan müfredat değişikliklerinin yetersiz olduğu ve bu durumun 'sistematik bir sorun' teşkil ettiği açıkça belirtilmiştir. Ayrıca, İHAM, bu sistematik sorunun çözümü için Türkiye'nin 'öğrencilerin ebeveynlerinin dini veya felsefi inançlarını açıklamak zorunda kalmaksızın, din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinden muaf tutulmalarını sağlayacak bir sisteme geçmek suretiyle bir an önce uygun şekilde çözüme kavuşturması gerektiğini' vurgulamıştır. Bu, ilk karara göre daha net ve yol gösterici bir çağrıdır. (Referans: sen.av.tr/tr/makale/din-ve-vicdan-hurriyeti-kapsaminda-zorunlu-din-egitimi-ve-ogretimi)