6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 58. maddesi, ödeme emrine karşı 7 gün içinde dava açılabileceğini öngörür. Danıştay 7. Dairesi'nin 2003/2031 E. sayılı kararı, bu özel süreye rağmen İYUK m. 11'in uygulanabileceğini kabul etmiştir. Bu yorum, özel kanun-genel kanun ilişkisini nasıl etkilemektedir?
Bu yorum, özel kanun-genel kanun ilişkisinde, genel kanundaki (İYUK) lehe bir usuli hakkın (idareye başvurarak süreyi durdurma), özel kanundaki (6183 s.K.) katı süreyi esnetebileceğini göstermektedir. Normalde, 'özel kanun, genel kanundan önce gelir' (lex specialis derogat legi generali) ilkesi gereği, 6183'teki 7 günlük özel sürenin uygulanması ve İYUK m. 11'in dikkate alınmaması beklenirdi. Ancak Danıştay, 4001 sayılı Kanunla İYUK m. 11'deki vergi yasağının kaldırılmasının amacının, 'tıpkı diğer idari işlemlerde olduğu gibi' vergi mükelleflerine de dava öncesi bir başvuru imkanı tanımak olduğunu belirtmiştir. Bu yorumla Danıştay, İYUK m. 11'i, tüm idari uyuşmazlıklara uygulanabilecek 'genel bir usul güvencesi' olarak kabul etmiştir. Dolayısıyla, özel kanunda daha kısa bir dava süresi olsa bile, mükellefin bu süre içinde İYUK m. 11'deki idareye başvuru hakkını kullanabileceğini ve bu başvurunun 7 günlük süreyi durduracağını kabul etmiştir. Bu, genel kanundaki bir usul güvencesinin, özel kanundaki katı bir süreyi mükellef lehine yumuşattığı bir uygulama örneğidir. (Referans: kadimhukuk.com.tr/makale/idari-yargilama-usulu-kanunu-11-madde-iyuk/)