Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği'nin, 'gözaltı işlemlerinin nezarete alınanların kaydına ait deftere yazılmak suretiyle tespit edileceği' hükmü ile CMK arasındaki uyumsuzluk or.av.tr'deki makalede nasıl açıklanmıştır?
Makalede, Yönetmelik'in bu hükmünün (Madde 13), CMK'nın ruhu ve uygulamasıyla uyumsuz olduğu ve hatalı olduğu belirtilmiştir. Uyumsuzluk şuradan kaynaklanmaktadır: Yönetmelik, gözaltına alınan her kişinin mutlaka 'nezarethaneye konulacağını' ve kaydın bu şekilde tutulacağını varsaymaktadır. Oysa CMK'ya göre gözaltı, bir hukuki statüdür ve her zaman fiziken nezarethaneye konulmayı gerektirmez. Gözaltı kararı, kişinin özgürlüğünün kısıtlandığı andan itibaren başlar. Uygulamada, bir kişi hakkında gözaltı kararı verilse dahi, nezarethaneye konulmadan doğrudan Cumhuriyet savcılığına götürülebilir veya yetkili hakim önüne çıkarılabilir. Gözaltı, savcılık binasında veya adliye koridorunda da devam edebilir. Makaleye göre, 'nezarethaneye koyma gözaltına alınmanın doğal ve yasal bir sonucu olarak hukuken de kabul edilmeyen bir işlem olarak ortaya çıkmaktadır'. Bu nedenle, Yönetmeliğin, gözaltı işlemini zorunlu olarak nezarethaneye koyma ile eşitleyen bu hükmünün hatalı olduğu ve CMK'ya uygun olarak yeniden düzenlenmesi gerektiği savunulmaktadır. (Referans: or.av.tr/yakalama-ve-gozalti-islemleri/)