Bir ceza davası duruşmasında, Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasını verdikten sonra, sanık ve müdafiine söz verilmeyip doğrudan hüküm kurulması, CMK m. 216 açısından nasıl bir ihlal oluşturur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #166480

Bu durum, CMK m. 216'da düzenlenen 'delillerin tartışılması' ve 'savunma hakkı'na ilişkin emredici usul kurallarının çok ağır bir ihlalidir. CMK m. 216, iddia ve savunmanın sırasını net bir şekilde belirlemiştir. Cumhuriyet savcısı esas hakkındaki mütalaasını sunduktan sonra, yani iddia makamı son görüşünü açıkladıktan sonra, söz hakkı savunma makamına geçer. Bu aşamada, sanığa ve müdafiine, savcının mütalaasına karşı 'savunmalarını yapmaları' için mutlaka söz verilmesi gerekir. Bu savunmalar dinlendikten sonra da, hükümden önce son sözün bizzat 'hazır bulunan sanığa' verilmesi zorunludur. Savcının mütalaasından sonra savunmaya söz vermeden veya son sözü sanığa sormadan hüküm kurulması, sanığı en temel savunma hakkından mahrum bırakır. Bu, 'silahların eşitliği' ve 'çelişmeli yargılama' ilkelerini temelden sarsan, Yargıtay tarafından 'mutlak bozma nedeni' (CMK m. 289) kabul edilen bir hukuka aykırılıktır. (Referans: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/ceza-mahkemesinde-savunma-hakki-nedir.html)