5434 sayılı Kanun'un 44. maddesindeki adi malullük tanımı ile 45. maddesindeki vazife malullüğü tanımı karşılaştırıldığında, 'illiyet (nedensellik) bağı'nın ispat yükü kime aittir?
İspat hukuku genel kuralları çerçevesinde, bir hakkın varlığını iddia eden, bu hakkın dayandığı olguları ispatlamakla yükümlüdür. Bu bağlamda: - Adi Malullükte: Sigortalının (veya hak sahiplerinin), sadece görevini yapamayacak derecede bir maluliyetin (hastalık veya arızanın) varlığını sağlık kurulu raporuyla ispatlaması yeterlidir. Maluliyetin nereden kaynaklandığının ispatı gerekmez, çünkü tanım 'her ne sebep ve suretle olursa olsun' ifadesini kullanır. - Vazife Malullüğünde: Sigortalının (veya hak sahiplerinin) ise hem maluliyetin varlığını hem de bu maluliyet ile 'görevi' arasında bir 'illiyet (nedensellik) bağı' olduğunu ispatlaması gerekir. Yani, maluliyetin, 5434 s.K. m. 45'te sayılan hallerden (görevi yaparken, görevden dolayı, görevle ilgili bir kaza vb.) birinden kaynaklandığını kanıtlamalıdır. Bu, genellikle idari soruşturma raporları, kaza tutanakları, tanık beyanları ve tıbbi belgelerle yapılır. Dolayısıyla, vazife malullüğünde ispat yükü, adi malullüğe göre daha ağırdır, çünkü ek olarak nedensellik bağının da kanıtlanması gerekmektedir. (Referans: kadimhukuk.com.tr/makale/vazife-malulu/)