TCK m. 128 kapsamındaki iddia ve savunma dokunulmazlığının, hakaret suçunun 'haksız fiil' niteliğini ortadan kaldırıp kaldırmadığı ve bu durumun hukuk davalarına (tazminat) etkisi doktrinde tartışmalıdır. Yargıtay'ın ceza dairesi kararları, bu eylemin hukuk davasına konu edilip edilemeyeceği hakkında doğrudan bir şey söyler mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #166460

Yargıtay ceza dairesi kararları, kural olarak eylemin 'suç' olup olmadığıyla ilgilenir ve TCK m. 128'in bir hukuka uygunluk nedeni olduğunu, dolayısıyla eylemin hakaret suçunu oluşturmadığını belirtir. Bu kararlar, eylemin hukuk davasına konu edilip edilemeyeceği hakkında doğrudan bir hüküm içermez. Ancak, ceza hukuku anlamında 'hukuka uygun' kabul edilen bir eylemin, özel hukuk anlamında 'hukuka aykırı' (haksız fiil) kabul edilip edilemeyeceği, 'hukukun bütünlüğü' ilkesi çerçevesinde tartışmalıdır. Doktrindeki bir görüşe göre, ceza hukuku açısından meşru kabul edilen bir hakkın (savunma hakkı) kullanılması, kural olarak özel hukuk açısından da bir haksız fiil oluşturmamalıdır. Ancak, diğer bir görüşe göre, ceza sorumluluğunu kaldıran bir neden, her zaman tazminat sorumluluğunu da ortadan kaldırmaz. Özellikle, TCK m. 128'in sınırlarının (ölçülülük) kötü niyetli bir şekilde aşıldığı, savunma ile ilgisi olmayan ve sırf kişilik haklarına saldırma amacıyla söylenen sözlerin, ceza davasında beraatle sonuçlansa bile, özel hukukta manevi tazminat sorumluluğuna yol açabileceği savunulabilir. Yargıtay hukuk daireleri, bu tür durumlarda somut olayın özelliklerine göre, hakkın kötüye kullanılıp kullanılmadığını ayrıca değerlendirme eğilimindedir. (Referans: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/iddia-ve-savunma-dokunulmazligi-kapsaminda-avukatin-hakaret-sucu-cezasi.html ve genel hukuk prensipleri)