Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2016/1251 E. sayılı kararında, işçinin uzun yıllar dava açmamasının aleyhine yorumlanamayacağı belirtilirken, aynı kararda mahkeme, davacının emekli olduktan sonra imzalanan TİS'ten yararlanamayacağına hükmetmiştir. Bu iki sonuç arasında bir çelişki var mıdır? Yoksa farklı hukuki ilkelere mi dayanmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #166451

İlk bakışta çelişkili gibi görünse de, bu iki sonuç farklı hukuki ilkelere dayanmaktadır ve aralarında bir çelişki yoktur. 1) Dava Açmama Konusu: İşçinin, iş ilişkisi devam ederken haklarını talep etmemesi, 'hak arama özgürlüğü' ve 'işçinin korunması' ilkeleri gereğince, haklarından zımnen feragat ettiği anlamına gelmez. Bu, işçinin mevcut haklarının korunmasıyla ilgilidir. 2) TİS'ten Yararlanma Konusu: Bir TİS'ten yararlanabilme, 'üyelik' veya 'dayanışma aidatı' gibi objektif bir statüye bağlıdır. 6356 sayılı Kanun'a göre, TİS'in normatif etkisinden sadece o TİS yürürlüğe girdiğinde işyerinde çalışan ve taraf sendika üyesi olan (veya dayanışma aidatı ödeyen) işçiler yararlanabilir. Davacı, TİS imzalandığında artık emekli olduğu için bu 'statüye' sahip değildir. Bu durum, 'sözleşmelerin nispiliği' ve TİS hukukunun kendine özgü 'kapsam' kurallarıyla ilgilidir. Dolayısıyla, birinci durum işçinin mevcut bir hakkını ne zaman kullanacağıyla ilgiliyken, ikinci durum TİS'ten yararlanma hakkının hiç doğup doğmadığıyla ilgilidir. İkisi farklı hukuki zeminlerde değerlendirilmiştir. (Referans: zulkufarslan.av.tr/mevsimlik-isci-olarak-calisilan-sure/)