TCK m. 312'nin (Hükümete karşı suç) kanunlaşma sürecinde 'tehdit' unsurunun madde metninden çıkarılmasının, 'ifade ve örgütlenme özgürlüğü' ile nasıl bir bağlantısı vardır?
sen.av.tr'deki makalede belirtildiği gibi, TCK Tasarısı'nda başlangıçta 'tehdit' de Hükümete karşı suçun bir maddi unsuru olarak yer alıyordu. Ancak bu unsur, yasalaşma sürecinde metinden çıkarılmıştır. Bunun 'ifade ve örgütlenme özgürlüğü' ile doğrudan bir bağlantısı vardır. Eğer 'tehdit' bu suçun bir unsuru olarak kalsaydı, hükümet politikalarına karşı yapılan sert eleştiriler, protestolar, sivil itaatsizlik eylemleri veya muhalif örgütlenmeler, kolaylıkla 'Hükümeti görevini yapamaz hale getirmeye yönelik üstü kapalı bir tehdit' olarak yorumlanabilirdi. Bu durum, meşru siyasi muhalefetin ve sivil toplum faaliyetlerinin cezai bir yaptırım riski altına girmesine, ifade ve örgütlenme özgürlüklerinin orantısız bir şekilde kısıtlanmasına yol açabilirdi. Kanun koyucu, bu tehlikeyi görerek, suçu sadece 'cebir ve şiddet' gibi somut ve fiziki zorlama eylemleriyle sınırlandırmış, böylece siyasi ve toplumsal ifade özgürlüğüne daha geniş bir alan bırakmayı amaçlamıştır. (Referans: sen.av.tr/tr/makale/28-subat-davasinda-kanunilik-sorunu)