TCK m. 82/1-f bendine 7406 sayılı Kanun ile eklenen 'kadına karşı' kasten öldürme nitelikli hali, cinsiyet temelinde bir ayrımcılık yarattığı ve Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırı olduğu iddiasıyla eleştirilebilir mi? Bu düzenlemenin anayasallık denetiminde 'pozitif ayrımcılık' kavramı nasıl bir rol oynayabilir?
Bu düzenleme, ilk bakışta sadece kadınları koruduğu için Anayasa'nın 10. maddesindeki cinsiyet eşitliği ilkesine aykırı gibi görünebilir. Ancak bu eleştiri, Anayasa'nın 10. maddesinin son fıkralarında düzenlenen 'pozitif ayrımcılık' ve 'devletin eşitliği fiilen sağlama yükümlülüğü' ilkeleri çerçevesinde cevaplanmalıdır. Kanun koyucu, bu düzenlemeyi yaparken, Türkiye'de kadınların, sırf kadın olmaları nedeniyle erkeklere kıyasla çok daha yoğun ve sistematik bir şiddete ve cinayet riskine maruz kaldığı sosyolojik gerçeğinden hareket etmiştir. Bu nitelikli hal, kadınların bu dezavantajlı ve kırılgan konumunu dengelemek, onlara yönelik suçlarda caydırıcılığı artırmak ve fiili eşitliği sağlamak amacıyla getirilmiş bir 'pozitif ayrımcılık' örneğidir. Anayasa Mahkemesi'nin benzer konulardaki kararlarında da, fiili eşitsizlikleri gidermeye yönelik, makul ve objektif bir nedene dayanan farklı muamelelerin, eşitlik ilkesini ihlal etmediği kabul edilmektedir. Dolayısıyla, bu düzenlemenin anayasallığı, fiili eşitsizliği giderme amacı nedeniyle savunulabilir. (Referans: zulkufarslan.av.tr/tck-hayata-karsi-suclar/ - TCK m. 82/1-f ve genel anayasal prensipler)