5271 sayılı CMK'nın 2797 sayılı Yargıtay Kanunu ve Yargıtay İç Yönetmeliği ile birlikte değerlendirildiğinde, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın temyiz sürecindeki rolü, Anglo-Sakson hukuk sistemindeki savcılık rolünden hangi temel noktada ayrışmaktadır?
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın rolü, Anglo-Sakson sistemindeki savcılığın katı 'taraf' rolünden önemli bir noktada ayrışır. Anglo-Sakson (adversarial) sistemde savcı, tamamen iddia makamıdır ve davanın bir tarafı olarak hareket eder; amacı davayı kazanmaktır. Oysa Kıta Avrupası (inquisitorial) sisteminin bir yansıması olan Türk sisteminde, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ikili bir rolü vardır. Bir yandan, temyiz davasında 'taraf' olarak iddia görüşünü tebliğname ile sunar. Diğer yandan ve daha önemlisi, Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 37. maddesinde de belirtildiği gibi, 'kamu yararına hukukun doğru uygulanmasını gözeten' bir denetim organı işlevi görür. Bu rolü gereği, sadece sanık aleyhine değil, hukuka aykırılık gördüğünde 'sanık lehine' de kanun yollarına (itiraz gibi) başvurabilir. Daire kararlarını içtihat birliği ve hukuka uygunluk açısından denetlemesi, onu salt bir taraf olmaktan çıkarıp, adaletin tecellisini ve hukuki istikrarı sağlamaya çalışan bir 'kamu otoritesi' konumuna getirir. Bu, Anglo-Sakson sistemindeki savcılık anlayışında pek rastlanmayan bir özelliktir. (Referans: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/tebligname-ne-demek.html)