5237 sayılı TCK'da, 'tehdit' suçu (m. 106) ile 'cebir' suçu (m. 108) ayrı ayrı tanımlanmıştır. Bu iki suç arasındaki temel ayrım nedir ve bir eylemde her ikisi birden bulunabilir mi?
TCK sistematiğinde bu iki suç arasındaki temel ayrım, kullanılan zora dayalı yöntemin niteliğindedir. 1) Tehdit (TCK m. 106): Manevi bir zorlama söz konusudur. Fail, mağdura gelecekte gerçekleştireceği bir kötülükten veya haksızlıktan bahseder. Burada fiziki bir temas veya güç kullanımı yoktur. Amaç, mağduru korkutarak ve endişelendirerek onun iradesini etkilemektir. Örnek: 'Yarın buraya gelirsen bacaklarını kırarım.' 2) Cebir (TCK m. 108): Fiziki bir zorlama söz konusudur. Fail, bir şeyi yaptırmak veya yapmamak için mağdurun vücudu üzerinde fiziki bir güç kullanır. Bu güç kullanımı, kasten yaralama suçunu oluşturacak boyutta olabilir. Örnek: Bir kişinin kolunu bükerek zorla bir belgeyi imzalatmak. Bir eylemde her ikisi birden bulunabilir. Örneğin fail, mağdurun kolunu bükerken (cebir), 'imzalamazsan seni öldürürüm' (tehdit) diyebilir. Bu durumda, eğer bu eylemler başka bir suçun (örneğin yağma) unsuru değilse, her iki suçtan da (cebir ve tehdit) gerçek içtima kurallarına göre ayrı ayrı ceza verilebilir. (Referans: sen.av.tr/tr/makale/28-subat-davasinda-kanunilik-sorunu - metindeki cebir ve tehdit ayrımı)