Parada sahtecilik suçunda, sanığın suça konu sahte parayı kendisini tanıyan bir kişiye vermesi, suçun sübutu açısından nasıl değerlendirilir? Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2021/2321 E. sayılı kararında bu durum neden sanık lehine bir delil olarak görülmüştür?
Bu durum, 'hayatın olağan akışı' ve sanığın kastının tespiti açısından sanık lehine bir yorumu destekleyebilir. Parada sahtecilik suçunun manevi unsuru, failin paranın sahte olduğunu 'bilerek' tedavüle sokmasıdır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2021/2321 E. sayılı kararında, sanığın sahte parayı, kendisini tanıyıp bilen ve daha önce sıkça alışveriş yaptığı bir mağdura vermesi, hayatın olağan akışına aykırı bulunmuştur. Mantıksal olarak, sahte parayı bilerek tedavüle sokmak isteyen bir kişinin, kimliğinin kolayca tespit edilebileceği, tanıdığı bir kişiyi değil, tanımadığı ve bir daha görmeyeceği kişileri hedef alması beklenir. Bu durum, sanığın 'paranın sahte olduğunu bilmiyordum' şeklindeki savunmasını güçlendiren bir emare olarak kabul edilmiştir. Tek başına beraat için yeterli olmasa da, sanığın üzerinde başka sahte para bulunmaması ve benzer suçtan sabıkasının olmaması gibi diğer lehe delillerle birleştiğinde, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi gereği beraat kararı verilmesini destekleyen önemli bir olgu olarak değerlendirilmiştir. (Referans: oner.av.tr/parada-sahtecilik-yargitay-kararlari/)