HMK m. 298 (başlık hatası, doğru madde 297 olmalı) uyarınca hükmün, 'açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde' olması ilkesi, birleştirilen davalarda nasıl uygulanır? Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2017/8059 K. sayılı kararında bu ilkenin ihlali nasıl tespit edilmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #166399

HMK m. 297'de düzenlenen bu ilke, kararın infaz kabiliyetini ve hukuki belirliliği sağlamayı amaçlar. Birleştirilen davalarda (HMK m. 166), her bir dava kendi müstakil varlığını koruduğu için, bu ilke gereği mahkemenin hüküm fıkrasında her bir dava hakkında (asıl dava, birleşen dava, karşı dava vb.) 'ayrı ayrı' hüküm kurması gerekir. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2017/8059 K. sayılı kararında, mahkemenin, birleştirilen dava dosyası hakkında olumlu ya da olumsuz hiçbir karar vermediği, sadece asıl dava hakkında hüküm kurduğu tespit edilmiştir. Bu durum, HMK m. 297'ye aykırıdır. Mahkeme, birleştirilen davadaki talepleri de değerlendirmeli ve hüküm fıkrasında bu davayla ilgili olarak da 'kabul', 'ret' veya 'kısmen kabul/kısmen ret' şeklinde, yargılama giderleri ve vekalet ücretini de ayrıca belirterek açık bir hüküm kurmalıdır. Birleştirilen dava hakkında sessiz kalınması, talebin karara bağlanmaması anlamına gelir ve bu durum bozma nedenidir. (Referans: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-299-hukmun-imza-edilememesi.html - Başlık HMK 299 olsa da karar içeriği HMK 297 ile ilgilidir)