5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 67/1. maddesi ile TCK'nın 231/1. maddesi aynı eylemi (nüfus müdürlüğüne çocuğun soybağına ilişkin yalan beyan) düzenlerken, Yargıtay neden TCK m. 231/1'in uygulanması gerektiğini belirtmektedir? Bu durum ceza hukukunun hangi ilkesiyle açıklanır?
Bu durum, ceza hukukundaki 'normların çatışması' ve bu çatışmanın çözümünde kullanılan 'özel normun önceliği' (lex specialis derogat legi generali) ilkesiyle açıklanır. 5490 sayılı Kanun'un 67/1. maddesi, genel olarak 'nüfus müdürlüğüne gerçeğe aykırı beyanda bulunma' eylemini yaptırım altına alır. Bu genel bir normdur. TCK m. 231/1 ise, sadece belirli bir konudaki, yani 'bir çocuğun soybağını değiştirme veya gizleme' amacıyla yapılan yalan beyanı düzenler. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında (örneğin 11. CD - K: 2019/7367) da belirtildiği gibi, TCK m. 231/1, 5490 s.K. m. 67/1'e göre çok daha 'özel' bir düzenlemedir. Çünkü hem fiilin konusunu (soybağı) hem de mağdurunu (çocuk) özelleştirmiştir. Hukukun genel ilkesi gereği, bir eyleme hem genel hem de özel bir norm uyuyorsa, özel norm uygulanır ve genel norm artık dikkate alınmaz. Bu nedenle, failin eylemi sadece daha özel olan TCK m. 231/1 kapsamındaki suçu oluşturur ve faile bu maddeden ceza verilir. (Referans: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/cocugun-soybagini-degistirme-ve-gizleme-sucu.html)