Bir boşanma davasında, davalı-karşı davacı kadının davranışlarının 'ruhsal bir rahatsızlık' mı yoksa bir 'kusur' mu olarak değerlendirileceği ayrımı neden önemlidir? YHGK'nın 2017/2421 E. sayılı kararında mahkeme bu ayrımı nasıl yapmıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #166380

Bu ayrım, hem usul hukuku hem de maddi hukuk açısından hayati önem taşır. 1) Ruhsal Rahatsızlık Olarak Değerlendirilirse: Eğer kadının davranışları TMK m. 405 kapsamında vesayeti gerektirecek bir ruhsal rahatsızlığın belirtisi olarak görülürse, bu durum onun 'dava ehliyetini' etkiler. Mahkemenin, yargılamayı durdurup vesayet makamına bildirimde bulunması ve bir vasi atanmasını beklemesi gerekir. Ayrıca, eğer rahatsızlık evlilik birliğini çekilmez kılan bir akıl hastalığı (TMK m. 165) düzeyindeyse, bu durum kusurdan bağımsız, özel bir boşanma sebebi oluşturur ve bu rahatsızlığa sahip olan eş 'kusurlu' sayılmaz. Dolayısıyla tazminat ve nafaka talepleri bu duruma göre değerlendirilir. 2) Kusur Olarak Değerlendirilirse: Eğer davranışlar bir ruhsal rahatsızlıktan kaynaklanmıyor, sadece evlilik birliğinin gereklerine aykırı, iradi davranışlar olarak görülüyorsa, bu durum TMK m. 166 (evlilik birliğinin sarsılması) kapsamında bir 'kusur' teşkil eder. Bu durumda eşin dava ehliyeti tamdır, yargılamaya devam edilir ve boşanmanın sonuçları (tazminat, nafaka vb.) tarafların kusur oranlarına göre belirlenir. YHGK'nın 2017/2421 E. sayılı kararında mahkeme, 'somut delillerle desteklenmeyen' iddialara dayanarak, stresli durumlarda sergilenen farklı davranışların akıl sağlığının yerinde olmadığı şeklinde yorumlanamayacağını, bu davranışların 'olsa olsa bir kusur olarak kadına yüklenebileceğini' belirterek, vesayet araştırması yapılmasına gerek görmemiş ve durumu bir kusur değerlendirmesi olarak ele almıştır. (Referans: zulkufarslan.av.tr/vesayet-altina-alinmayi-gerektirecek-ruhsal-rahatsizlik-iddiasinin-mahkemece-arastirilmasi/)