Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/8201 E. sayılı kararında, davacının dava açmadan önce delil tespiti yoluyla zararını belirlemiş olmasına rağmen belirsiz alacak davası açması neden 'hukuki yarar yokluğu' olarak değerlendirilmiştir?
Çünkü belirsiz alacak davasının (HMK m. 107) temel açılma koşulu, davanın açıldığı tarihte alacağın miktar veya değerinin 'tam ve kesin olarak belirlenememesi' veya bunun davacıdan 'beklenemeyecek' olmasıdır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/8201 E., 2022/3819 K. sayılı kararındaki somut olayda, davacı, asıl davayı açmadan önce 'delil tespiti' dosyası aracılığıyla bir bilirkişi raporu aldırmış ve bu raporda zararı net bir rakam (66.592,43 Euro) olarak tespit edilmiştir. Davacı, bu bilgiye sahip olduğu halde, yani alacağı artık 'belirlenebilir' hale gelmişken, hala belirsiz alacak davası açmıştır. Mahkeme ve Yargıtay, alacak miktarı veya değeri biliniyor veya belirlenebiliyorsa, belirsiz alacak davası açmakta hukuki yarar bulunmadığına hükmetmiştir. Davacının bu durumda kısmi dava açması veya alacağının tamamı üzerinden tam eda davası açması gerekirdi. Belirlenebilir bir alacak için belirsiz alacak davası açılması, bu kurumun amacına aykırı ve dürüstlük kuralına uygun olmayan bir davranış olarak görülmüştür. (Referans: kadimhukuk.com.tr/makale/alacak-davasi/)