Bir ceza davasında hüküm, Yargıtay C. Başsavcılığı tebliğnamesi sanık müdafiine tebliğ edilmeden verilirse, bu durumun hukuki sonucu nedir? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2007/184 K. sayılı kararı bu konuda hangi ilkeye dayanmaktadır?
Bu durum, hükmün bozulmasını gerektiren ciddi bir usul hatasıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2007/184 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, CMK m. 297/3 (mülga CMUK m. 316/3) uyarınca, Yargıtay C. Başsavcılığı tarafından düzenlenen tebliğnamenin, hükmü temyiz eden veya aleyhine görüş içeren taraflara (sanık, müdafii vb.) tebliğ edilmesi 'buyurucu' bir hükümdür. Bu tebliğ yapılmadan Yargıtay dairesinin inceleme yaparak karar vermesi, 'adil yargılanma hakkı' ve bu hakkın ayrılmaz bir parçası olan 'savunma hakkının' ihlalidir. Kararın dayandığı temel ilke 'çelişmeli yargılama'dır. Taraflara, iddia makamının görüşünü öğrenme ve buna karşı cevap verme imkanı tanınmadan karar verilmesi, bu ilkeyi ve savunma hakkını ortadan kaldırır. Bu nedenle, YCGK, bu tür bir usul hatası yapıldığında Özel Daire kararının kaldırılmasına ve tebliğname usulüne uygun olarak tebliğ edildikten sonra dosyanın yeniden incelenmesine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir. (Referans: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/tebligname-ne-demek.html)