15 yaşından küçük bir çocuğa karşı işlenen suçta, kanuni temsilcisi (veli) ile çocuğa CMK uyarınca atanan vekilin iradeleri çelişirse (örneğin veli şikayetçi olmak istemezken, vekil olmak isterse) hangisinin iradesine üstünlük tanınır? Bu kuralın istisnası nedir?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2014/273 K. sayılı kararında bu sorun çözüme kavuşturulmuştur. Kural olarak, katılma konusunda ayırt etme gücü olmayan (15 yaşından küçük) bir çocuğun kanuni temsilcisi ile CMK m. 234/2 uyarınca görevlendirilen vekilin iradeleri çeliştiğinde, 'kanuni temsilcinin iradesine üstünlük tanınır'. Çünkü vekilin yetkileri, temsil ettiği kişinin (veya onun yasal temsilcisinin) yetkilerinden fazla olamaz ve CMK m. 261'e göre avukat, müvekkilinin açık arzusuna aykırı hareket edemez. Ancak bu kuralın önemli bir istisnası vardır: Eğer kanuni temsilcinin menfaati ile çocuğun menfaati çatışıyorsa (örneğin, suçun sanığı bizzat kanuni temsilci veya onun bir yakını ise), bu durumda kanuni temsilcinin iradesine itibar edilmez. Mahkemenin, Medeni Kanun'un 426/2. maddesi uyarınca çocuğa bir 'kayyım' atanmasını sağlaması ve bu durumda kayyımın iradesine göre hareket edilmesi gerekir. (Referans: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/cocugun-sikayet-hakki-ve-diger-haklarinin-kullanilmasi/)