TCK m. 128'de düzenlenen 'iddia ve savunma dokunulmazlığı'nın bir hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilebilmesi için Yargıtay'ın aradığı üç temel koşul nedir? Bu koşullardan 'ölçülülük' nasıl anlaşılmalıdır?
Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre, hakaret suçunda iddia ve savunma dokunulmazlığından (TCK m. 128) yararlanılabilmesi için üç temel koşulun birlikte gerçekleşmesi gerekir: 1) Şekil Şartı: Eylemin, iddia veya savunma niteliğindeki bir dilekçe ile yazılı olarak veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılması. 2) Yer Şartı: Eylemin, yargı mercileri (mahkemeler, savcılıklar) veya idari makamlar nezdinde gerçekleşmesi. 3) Ölçülülük (Bağlantılılık) Şartı: Kullanılan ifadelerin veya yapılan isnatların, görülmekte olan 'uyuşmazlıkla bağlantılı' olması. 'Ölçülülük' veya 'bağlantılılık' koşulu, söylenen sözlerin veya yapılan isnatların, davanın çözümü için zorunlu veya faydalı olmasa bile, en azından dava konusu ile mantıksal bir ilişki içinde olması gerektiği anlamına gelir. Uyuşmazlıkla hiçbir ilgisi olmayan, sırf karşı tarafı küçük düşürmek amacıyla söylenen hakaret ve sövme içerikli ifadeler, gerçek olsa bile, bu dokunulmazlık kapsamında kabul edilemez. (Referans: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/iddia-ve-savunma-dokunulmazligi-kapsaminda-avukatin-hakaret-sucu-cezasi.html, YCGK-K.2007/174)