Bir boşanma davasında, taraflardan birinin ruhsal rahatsızlığı olduğu iddiası ileri sürüldüğünde, mahkemenin HMK ve TMK çerçevesinde izlemesi gereken usul nedir? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/2421 E. sayılı kararında bu konuda hangi hassas dengeye işaret edilmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #166266

Bir boşanma davasında taraflardan birinin ruhsal rahatsızlığı iddiası, onun 'taraf ve dava ehliyetine' (HMK m. 114/1-d) sahip olup olmadığı sorununu gündeme getirir. Bu husus kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkemece davanın her aşamasında re'sen araştırılır. Yargıtay'ın bozma kararında belirttiği üzere, mahkeme bu iddiayı ciddi bulursa, TMK m. 405 (akıl hastalığı sebebiyle kısıtlama) ve HMK m. 56/1 (yargılamanın ertelenmesi) uyarınca, ilgili tarafın vesayet altına alınmasının gerekip gerekmediğini bir 'ön sorun' olarak ele almalıdır. Ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/2421 E., 2019/919 K. sayılı direnme kararında, bu araştırmanın başlatılabilmesi için çok yüksek bir eşik belirlenmiştir. Kurul, Anayasa'nın 17, 19 ve 20. maddeleriyle korunan kişinin maddi ve manevi bütünlüğü, kişi hürriyeti ve özel hayatın gizliliği haklarına atıf yaparak, bir kişiyi akıl sağlığı incelemesine zorlamanın ağır bir müdahale olduğunu belirtmiştir. Bu nedenle, vesayet araştırmasının yapılabilmesi için iddiaları destekleyen 'ciddi ve inandırıcı somut delillerin' varlığı şarttır. Soyut iddialar veya evlilik birliği içindeki stres kaynaklı davranışlar, bu ağır müdahaleyi haklı kılmak için yeterli değildir. Hassas denge, usulü bir gereklilik olan dava ehliyetinin tespiti ile temel bir insan hakkı olan kişi dokunulmazlığının korunması arasında kurulmaktadır. (Referans: zulkufarslan.av.tr/vesayet-altina-alinmayi-gerektirecek-ruhsal-rahatsizlik-iddiasinin-mahkemece-arastirilmasi/)