5271 sayılı CMK'nın 12. maddesi uyarınca, ceza davalarında genel yetkili mahkeme 'suçun işlendiği yer mahkemesi'dir. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'na muhalefet (örneğin, sahte fatura düzenleme) suçlarında, 'suçun işlendiği yer' neresi kabul edilir? Bu konuda Yargıtay'ın benimsediği temel kriter nedir?
Vergi Usul Kanunu'na muhalefet suçlarında, özellikle de 'sahte belge düzenleme veya kullanma' (VUK md. 359) suçlarında, 'suçun işlendiği yer'in tespiti uygulamada tartışmalara yol açmıştır. Yargıtay'ın bu konudaki yerleşik ve istikrarlı uygulamasına göre, bu tür suçlarda yetkili mahkemenin belirlenmesinde temel kriter, 'vergi ziyaı'nın (vergi kaybının) meydana geldiği veya meydana gelme tehlikesinin bulunduğu yerdir. Bu yer de, genellikle 'mükellefin bağlı olduğu vergi dairesinin bulunduğu yer'dir. Bu yaklaşımın mantığı şudur: * **Suçun Sonucu (Neticesi):** Sahte fatura düzenleme veya kullanma eylemi, özü itibarıyla devletin vergi gelirlerini azaltmaya veya bu tehlikeyi yaratmaya yönelik bir fiildir. Suçun asıl neticesi olan 'vergi ziyaı', faturanın fiziken düzenlendiği veya kullanıldığı yerden ziyade, o faturanın işleme konulacağı, beyannamelerin verileceği ve verginin tarh, tahakkuk ve tahsil edileceği yerde, yani mükellefin vergi dairesinin bulunduğu yerde gerçekleşir. * **Suçun İşlendiği Yerin Belirlenmesi:** Ceza hukukunda, neticeli suçlarda suçun işlendiği yer, 'neticenin gerçekleştiği yer'dir (TCK md. 8). Vergi suçları da bir tür neticeli suç olarak kabul edildiğinden, neticenin (vergi kaybının) gerçekleştiği yer olan vergi dairesinin bulunduğu yer, CMK md. 12 anlamında 'suçun işlendiği yer' olarak kabul edilir. * **Usul Ekonomisi:** Bu yaklaşım aynı zamanda usul ekonomisine de hizmet eder. Çünkü, vergi suçlarına ilişkin tüm belgeler, beyannameler ve inceleme raporları, genellikle mükellefin bağlı olduğu vergi dairesinde ve ilgili vergi inceleme birimlerinde bulunmaktadır. Davanın bu yerde görülmesi, delillerin toplanmasını ve yargılamanın daha hızlı yürütülmesini kolaylaştırır. Dolayısıyla, sahte faturayı İstanbul'da düzenleyen ancak Ankara'daki bir vergi dairesine bağlı olan bir mükellefin yargılaması, faturanın düzenlendiği yer olan İstanbul'da değil, vergi ziyaının ortaya çıktığı yer olan Ankara'da yapılır.