Bir tehdit suçu davasında, mağdur ile sanık arasında, CMK md. 253 uyarınca 'uzlaştırma' sağlanması, yargılamanın akıbetini nasıl etkiler? Uzlaştırmanın başarılı olması halinde mahkemenin vermesi gereken karar nedir?
Tehdit suçunun temel şekli (TCK md. 106/1, ilk cümle) ve malvarlığına yönelik şekli (TCK md. 106/1, ikinci cümle), CMK md. 253/1 uyarınca 'uzlaştırma' kapsamına giren suçlardandır. (Ancak, silahla veya birden fazla kişiyle işlenen nitelikli halleri uzlaştırma kapsamında değildir). Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, bu suç tiplerinde uzlaştırma prosedürünün uygulanması zorunludur. Uzlaştırmanın yargılamanın akıbetine etkisi, uzlaştırmanın hangi aşamada sağlandığına göre değişir: 1. **Soruşturma Aşamasında Uzlaştırma:** * Eğer soruşturma aşamasında, Cumhuriyet savcısı tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı aracılığıyla mağdur ve şüpheli (sanık) uzlaşırlarsa (örneğin, sanığın mağdurdan özür dilemesi, belirli bir miktar maddi/manevi tazminat ödemesi gibi bir edimi yerine getirmesiyle), uzlaştırma süreci başarıyla sonuçlanmış olur. * Bu durumda, uzlaştırma raporu savcılığa sunulur ve Cumhuriyet savcısı, şüpheli hakkında CMK md. 171/2 yollamasıyla, CMK md. 253/19 uyarınca **'kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK)'** verir. Yani, dava açılmaz ve soruşturma sona erer. 2. **Kovuşturma (Mahkeme) Aşamasında Uzlaştırma:** * Eğer dava açıldıktan sonra uzlaştırma sağlanırsa, uzlaştırma raporu mahkemeye sunulur. * Bu durumda mahkeme, CMK md. 254/2 uyarınca, kamu davasının **'düşmesine'** karar verir. Her iki durumda da, uzlaştırmanın başarılı olması, fail hakkında bir mahkûmiyet hükmü kurulmasını ve ceza almasını engeller. Uzlaşma, fail ile mağdur arasındaki uyuşmazlığı ceza yargılamasının dışına taşıyarak çözen, onarıcı adalet anlayışına dayalı alternatif bir uyuşmazlık çözüm yöntemidir.