Bir tehdit suçu davasında, sanığın eylemi mektup aracılığıyla gerçekleştirmesi ve mektubun posta sürecinde kaybolarak mağdura hiç ulaşmaması durumunda, suç 'teşebbüs' aşamasında kalır mı? Bu durumu, 'icra hareketlerinin bölünebilirliği' ve 'elverişlilik' kavramları açısından analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #166239

Evet, bu durumda tehdit suçu 'teşebbüs' (TCK md. 35) aşamasında kalır. Tehdit suçu, kural olarak, tehdit içeren söz veya davranışın muhatabın algı alanına girmesiyle tamamlanan bir 'sırf hareket' veya 'neticesi harekete bitişik' suçtur. Bu nedenle, yüz yüze veya telefonla yapılan tehdit gibi icra hareketlerinin bölünemediği durumlarda teşebbüse elverişli değildir. Ancak, mektupla tehdit gibi, failin eylemi ile neticenin (muhatabın öğrenmesi) arasında bir zaman ve mekan farkının olduğu, dolayısıyla 'icra hareketlerinin bölünebildiği' durumlarda teşebbüs mümkündür. **Analiz:** 1. **Elverişli Vasıta ve İcra Hareketlerine Başlama:** Fail, tehdit içeren bir mektup yazıp postaya vererek, suçu işlemeye 'elverişli' bir vasıta ile, suçun kanuni tanımında belirtilen fiili gerçekleştirmeye yönelik 'doğrudan doğruya icraya başlamış' olur. Mektubu postaya vermek, artık bir hazırlık hareketi değil, icra hareketidir. 2. **Elde Olmayan Nedenle Tamamlanamama:** Suçun tamamlanması için, mektubun muhataba ulaşıp tehdidin onun tarafından öğrenilmesi gerekir. Mektubun, failin iradesi dışında bir nedenle (postada kaybolması, yanlış adrese gitmesi, bir başkası tarafından imha edilmesi vb.) muhataba ulaşmaması, suçun tamamlanmasını engelleyen, 'failin elinde olmayan bir neden'dir. Bu durumda, TCK md. 35'te düzenlenen teşebbüsün tüm unsurları (suçu işleme kastı, elverişli vasıtayla icraya başlama, elde olmayan nedenle fiili tamamlayamama) gerçekleşmiş olur. Dolayısıyla, fail hakkında tamamlanmış tehdit suçundan değil, 'tehdit suçuna teşebbüsten' dolayı, cezasında indirim yapılarak (TCK md. 35/2) hüküm kurulması gerekir.