Hukuk sistemimizde, bir mahkemenin, kanunlarca yetkili kılınan bir merciin kararı veya Cumhuriyet savcılığınca düzenlenen bir iddianame olmaksızın, kendiliğinden bir iddia ile ilgili olarak yargılama yetkisinin bulunmaması, hangi temel ceza muhakemesi ilkesinin bir sonucudur? Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2010/3999 E. sayılı kararında, dava açılmayan bir eylem hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi neden hukuka aykırı bulunmuştur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #166237

Bu durum, 'davasız yargılama olmaz' (ne procedat judex ex officio) ilkesinin ve bununla yakından ilişkili olan 'itham sistemi'nin (suçlama sistemi) bir sonucudur. Bu temel ilkelere göre: 1. **Davasız Yargılama Olmaz İlkesi:** Bir ceza mahkemesinin bir uyuşmazlığı ele alıp yargılama yapabilmesi için, öncelikle o uyuşmazlığın yetkili bir makam tarafından bir 'dava' konusu yapılarak mahkemenin önüne getirilmesi gerekir. Mahkeme, kendiliğinden bir olayı soruşturup dava açamaz. 2. **İtham Sistemi:** Modern ceza muhakemesi sistemlerinde, iddia (itham) ve yargılama fonksiyonları birbirinden ayrılmıştır. İddia fonksiyonunu Cumhuriyet savcılığı, yargılama fonksiyonunu ise bağımsız ve tarafsız mahkemeler yerine getirir. Mahkemenin yargılamaya başlayabilmesi için, savcılığın bir iddianame ile bir kişiyi belirli bir fiilden dolayı suçlaması (itham etmesi) gerekir. 3. **Hükmün İddianameyle Sınırlılığı (CMK md. 225/1):** Bu ilkenin bir diğer sonucu da, mahkemenin ancak iddianamede gösterilen fiil ve fail hakkında hüküm kurabilmesidir. Mahkeme, iddianamenin dışına çıkarak, iddianamede yer almayan bir fiilden veya kişiden dolayı hüküm kuramaz. **Yargıtay Kararının Gerekçesi:** Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin ilgili kararında, yerel mahkemenin, iddianamede sanığa isnat edilmeyen, yani hakkında dava açılmamış olan başka bir eylemden dolayı da mahkûmiyet ve HAGB kararı verdiği tespit edilmiştir. Bu durum, yukarıda sayılan tüm ilkelere aykırıdır. Mahkeme, hakkında bir 'itham' bulunmayan bir fiil için kendiliğinden yargılama yapmış ve 'davasız yargılama' yaparak yetkisini aşmıştır. Bu, CMK md. 225/1'in açık ihlalidir ve savunma hakkını da temelden zedeleyen, adil yargılanma hakkına aykırı, mutlak bir bozma nedenidir.