Bir ceza davasında, sanığın yokluğunda verilen bir kararın (örneğin, temyiz isteminin reddine dair ek karar), sanığın MERNİS adresine, Tebligat Kanunu'nun 21. maddesinin 1. fıkrası uygulanmadan, doğrudan 21/2. fıkrasına göre tebliğ edilmesi, Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2020/4103 K. sayılı kararında neden 'usulsüz tebligat' olarak kabul edilmiştir? Bu iki fıkra arasındaki temel fark ve uygulama sırası nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #166235

Bu tebligat, Tebligat Kanunu'nda öngörülen aşamalı usule uyulmadığı için 'usulsüz tebligat' olarak kabul edilmiştir. Tebligat Kanunu'nun 21. maddesindeki iki fıkra, farklı durumlar için öngörülmüştür ve aralarında bir uygulama önceliği (hiyerarşi) vardır. **Tebligat Kanunu md. 21/1:** * **Uygulama Şartı:** Bu fıkra, tebligat yapılacak kişinin (muhatabın) veya onun adına tebligatı alabilecek kişilerin (örneğin, aynı konutta yaşayan aile üyeleri), tebligat anında 'adreste geçici olarak bulunmaması' (örneğin, o an için alışverişe gitmiş olması) halinde uygulanır. Adres, muhatabın gerçek adresidir. * **Usulü:** Tebliğ memuru, adreste bulunmama sebebini ve haber verilecek komşu/yönetici gibi kişilerin beyanını tutanağa geçirir, tebliğ evrakını muhtara teslim eder ve kapıya bir ihbarname yapıştırır. Tebliğ tarihi, bu ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihtir. **Tebligat Kanunu md. 21/2 (MERNİS Adresine Tebligat):** * **Uygulama Şartı:** Bu fıkra, daha önce kendisine hiç tebligat yapılamamış veya tebligat yapılamadan iade edilmiş bir kişiye, onun Adres Kayıt Sistemi'ndeki (MERNİS) yerleşim yeri adresine tebligat yapılmasını düzenler. Bu, adeta son çare olarak başvurulan bir yoldur. * **Usulü:** Tebliğ memuru, doğrudan bu adrese gider ve tebliğ evrakını muhtara teslim edip kapıya ihbarnameyi yapıştırır. Bu durumda, önceden adreste bir araştırma yapma veya komşuya sorma zorunluluğu yoktur. Tebliğ tarihi, yine ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihtir. **Yargıtay Kararının Gerekçesi:** Karardaki sorun, uygulama sırasının ihlal edilmesidir. Sanığın MERNİS adresi, aynı zamanda bilinen son adresidir. Bu adrese yapılacak tebligatta, öncelikle 21/1. fıkra hükümlerinin uygulanması, yani muhatabın veya yakınlarının adreste olup olmadığının araştırılması, yoksa nedeninin sorulması gerekir. Bu usul tüketilmeden, sanki o adreste kimse oturmuyormuş veya o adres sadece bir MERNİS adresiymiş gibi doğrudan 21/2. fıkraya göre tebligat yapılması, kanunun öngördüğü aşamalı sistemi atlamak anlamına gelir. Bu nedenle Yargıtay, tebligatın usulsüz olduğuna ve yasal sürelerin bu tebligatla işlemeye başlamayacağına karar vermiştir. Mahkemenin, öncelikle tebligatı usulüne uygun olarak yeniden yapması gerekir.