5271 sayılı CMK'nın 161. maddesine 6217 sayılı Kanunla eklenen 7. fıkra, Cumhuriyet Başsavcılıkları arasında çıkan olumsuz yetki uyuşmazlıklarının çözüm usulünü düzenlemiştir. Bu fıkra yürürlüğe girmeden önce, savcılıklar arasındaki bu tür uyuşmazlıklar nasıl çözümleniyordu ve bu yeni düzenlemenin 'davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması' (Anayasa md. 141/4) ilkesine katkısı ne olmuştur?
CMK md. 161/7 yürürlüğe girmeden önce, Cumhuriyet Başsavcılıkları arasında çıkan olumsuz yetki uyuşmazlıklarının çözümü için kanunda açık bir düzenleme bulunmuyordu. Bu durum, uygulamada ciddi sorunlara ve gecikmelere yol açıyordu. Genellikle izlenen yol şuydu: 1. **Dosyanın Gidip Gelmesi:** İkinci yetkisizlik kararını veren savcılık, dosyayı tekrar ilk yetkisizlik kararını veren savcılığa gönderiyordu. Taraflar arasında bir anlaşma sağlanamazsa, dosya savcılıklar arasında birkaç kez gidip gelebiliyordu. 2. **Adalet Bakanlığı veya Yargıtay Yolu:** Uyuşmazlık çözülemediğinde, konu ya Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'ne intikal ettiriliyor ya da mahkemeler arasındaki yetki uyuşmazlığına ilişkin kurallar kıyasen uygulanarak dosya Yargıtay'a gönderiliyordu. Her iki yol da soruşturmanın aylarca, hatta bazen yıllarca sürüncemede kalmasına, delillerin kaybolmasına ve zamanaşımı riskinin artmasına neden oluyordu. **Yeni Düzenlemenin Katkısı (CMK md. 161/7):** Bu yeni düzenleme, Anayasa'nın 141. maddesinin dördüncü fıkrasında belirtilen 'usul ekonomisi' ve 'yargılamanın makul sürede bitirilmesi' ilkelerine doğrudan hizmet etmek amacıyla getirilmiştir. Katkıları şunlardır: * **Hızlı ve Kesin Çözüm:** Düzenleme, uyuşmazlığı çözecek merciyi net bir şekilde belirlemiştir: 'ikinci yetkisizlik kararını veren savcılığın yargı çevresindeki ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesi'. Bu mahkemenin vereceği karar da 'kesin'dir. Bu sayede, dosyanın savcılıklar arasında veya üst mercilerde dolaşmasının önüne geçilmiştir. * **Gecikmenin Önlenmesi:** Soruşturmanın henüz başında ortaya çıkan bir yetki sorununun, hızlı ve nihai bir kararla çözülmesi, soruşturmanın gereksiz yere uzamasını engeller. Bu da, AİHS md. 6'da güvence altına alınan 'makul sürede yargılanma hakkı'nın bir gereğidir. Sonuç olarak, CMK md. 161/7, savcılıklar arası yetki uyuşmazlıkları için basit, hızlı ve etkin bir çözüm mekanizması getirerek, soruşturmaların sürüncemede kalmasını önlemiş ve Anayasa'daki usul ekonomisi ilkesini hayata geçirmiştir.