Uyarlama yargılaması (sonradan yürürlüğe giren lehe kanunun uygulanması) sonucunda verilen bir kararın temyiz edilmesi halinde, Yargıtay C. Başsavcılığı tarafından tebliğname düzenlenmesi ve bunun taraflara tebliği zorunlu mudur? YCGK'nın 2009/37 K. sayılı kararı, 'olay yargılaması' ile 'uyarlama yargılaması' arasında bu konuda bir fark gözetmiş midir?
Evet, uyarlama yargılaması sonucunda verilen kararların temyizi halinde de tebliğname düzenlenmesi ve bunun ilgili taraflara tebliği zorunludur. YCGK'nın 2009/37 K. sayılı kararı, bu konuda 'olay yargılaması' ile 'uyarlama yargılaması' arasında bir fark gözetilemeyeceğini açıkça belirtmiştir. Kararın mantığı şudur: Her ne kadar uyarlama yargılaması, suçun esasına (ispat, delil değerlendirmesi) ilişkin bir yargılama olmayıp, sadece lehe kanun hükümlerinin tatbikine yönelik daha sınırlı bir yargılama olsa da, sonuçta ortaya çıkan karar bir 'hüküm'dür ve temyiz kanun yoluna tabidir. Temyiz incelemesi, ceza muhakemesinin bir parçasıdır. CMUK md. 316/3 (ve yeni CMK md. 297/3) hükmü, temyiz edilen her türlü hüküm için geçerli olan, adil yargılanma ve savunma hakkıyla doğrudan ilgili, emredici bir usul kuralıdır. Bu kural, 'olay yargılaması' veya 'uyarlama yargılaması' şeklinde bir ayrım yapmamıştır. YCGK, tebliğnamenin tebliği zorunluluğunun, sanık veya müdafiinin, iddia makamının kendisi hakkındaki görüşünden haberdar edilmemesinin savunma hakkını kısıtlayacağı ve bunun da mutlak bir kanuna muhalefet hali oluşturacağı gerekçesine dayandırmıştır. Uyarlama yargılamasında da, Başsavcılığın lehe kanunun nasıl uygulanacağı veya uygulanmayacağı yönündeki görüşü, sanığın haklarını doğrudan etkileyebilir. Örneğin, Başsavcılık, uyarlamanın yanlış yapıldığı ve daha aleyhe bir sonuç çıkması gerektiği yönünde bir görüş bildirebilir. Sanığın bu görüşe karşı cevap verme hakkı, savunma hakkının bir gereğidir. Bu nedenle, tebliğname usulü, yargılamanın türüne bakılmaksızın titizlikle uygulanmalıdır.