Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen bir tebliğnamede, temyiz eden taraflardan birinin (örneğin, Cumhuriyet savcısının) temyiz istemi hakkında hiç görüş bildirilmemişse, bu durumun Yargıtay'ın temyiz incelemesine etkisi ne olur? YCGK'nın 2018/631 K. sayılı kararı, bu eksikliğin giderilmesi için hangi usulün izlenmesi gerektiğini belirtmektedir?
Bu durum, tebliğnamenin 'eksik' düzenlendiği anlamına gelir ve bu eksiklik giderilmeden Yargıtay'ın temyiz incelemesi yapması usulen mümkün değildir. Yargıtay Kanunu ve İç Yönetmeliği uyarınca, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, dosyada mevcut 'tüm temyiz edenlere yönelik' hukuki görüşünü açıklayan bir tebliğname düzenlemesi zorunludur. Bu, iddia makamının yargısal denetim sürecindeki rolünün bir gereğidir. YCGK'nın 2018/631 K. sayılı kararında, yerel mahkeme hükmünün hem sanık müdafisi hem de Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesine rağmen, düzenlenen tebliğnamede sadece sanık müdafisinin temyiz istemine yer verilip, savcının temyiz isteminin değerlendirilmediği tespit edilmiştir. YCGK, bu durumu ağır bir usul eksikliği olarak görmüştür. İzlenmesi gereken usulü ise şu şekilde belirtmiştir: 1. **Tevdi Kararı:** Yargıtay Özel Dairesi, bu eksikliği fark ettiğinde, dosyayı esastan inceleyemez. İncelemeyi durdurarak, 'eksikliğin giderilmesi amacıyla' dosyayı bir 'tevdi kararı' ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na geri göndermelidir. 2. **Ek Tebliğname Düzenlenmesi:** Başsavcılık, bu tevdi kararı üzerine, daha önce değerlendirmediği Cumhuriyet savcısının temyiz istemine ilişkin görüşünü içeren bir 'ek tebliğname' düzenler. 3. **Taraflara Tebliğ:** Düzenlenen bu ek tebliğnamenin de, aleyhine görüş içeriyorsa diğer tarafa (sanık müdafisine) usulüne uygun olarak tebliğ edilmesi gerekir. 4. **Yeniden İnceleme:** Dosya, tüm bu usuli işlemler tamamlandıktan sonra, yeniden incelenmek üzere Özel Daire'ye gönderilir. Ancak bu aşamadan sonra Daire, her iki tarafın temyiz istemini ve bunlara ilişkin Başsavcılık görüşlerini dikkate alarak bir karar verebilir. Bu usul, hem iddia makamının görevinin tam olarak yerine getirilmesini hem de tarafların tüm iddialara karşı savunma yapma hakkını güvence altına alır.