5271 sayılı CMK'nın 196. maddesi, sanığın duruşmadan bağışık tutulabilmesini (vareste tutulma) düzenlemektedir. Bu kurumun uygulanabilmesi için aranan temel şart nedir? Sanığın sorgusu yapılmadan, ilk celsede duruşmadan vareste tutulması mümkün müdür? YCGK'nın 2019/544 K. sayılı kararı bu konuda ne belirtmektedir?
Sanığın duruşmadan bağışık tutulabilmesi (vareste tutulma), CMK md. 196'da düzenlenmiştir ve bu kurumun uygulanabilmesi için aranan en temel ve öncelikli şart, 'sanığın sorgusunun yapılmış olması'dır. CMK md. 196/1, 'Mahkemece sorgusu yapılmış olan sanık...' ifadesiyle bu şartı açıkça ortaya koymaktadır. Sanığın sorgusu, hem onun için bir hak hem de maddi gerçeğe ulaşmak için mahkemenin yerine getirmesi gereken kamusal bir görevdir. Sorgu, sanığın kimliğinin saptanması, haklarının hatırlatılması ve üzerine atılı suçlamalara karşı savunmasının alınması işlemlerini içerir. Bu temel işlem yapılmadan, sanığın duruşmaların devamından haberdar olma ve katılma hakkından feragat etmesi anlamına gelen 'bağışık tutulma' kararı verilemez. Dolayısıyla, sanığın sorgusu yapılmadan, örneğin ilk celsede veya daha sonraki bir celsede henüz sorgusu tamamlanmadan, duruşmadan vareste tutulması mümkün değildir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2019/544 K. sayılı kararında da bu ilke net bir şekilde vurgulanmıştır. Kararda, hakkında mahkûmiyet hükmü kurulan sanığın sorgusunun yapılmasının zorunlu olduğu, duruşmadan bağışık tutulmanın ancak sanığın sorgusunun yapılmış olması durumunda söz konusu olabileceği belirtilmiştir. Sanığın sorgusu yapılmadan, sadece müdafisinin beyanlarıyla yetinilerek mahkumiyet hükmü kurulması, CMK md. 196'ya aykırılık teşkil ettiği gibi, savunma hakkının kısıtlanması anlamına gelen mutlak bir bozma nedenidir.