HMK md. 297/1-ç uyarınca, mahkeme kararında 'varsa kanun yolları ve süresini' gösterme yükümlülüğü ile Anayasa'nın 40/2. maddesindeki 'Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır' hükmü arasındaki ilişkiyi ve bu yükümlülüğün ihlalinin 'mahkemeye erişim hakkı' üzerindeki etkisini, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2017/3988 E. sayılı kararının karşı oyu bağlamında değerlendiriniz.
Bu iki hüküm, birbiriyle doğrudan ilişkili ve birbirini tamamlayan normlardır. Anayasa'nın 40/2. maddesi, tüm devlet organlarına (idare ve yargı dahil) işlemlerinde kişilere hak arama yollarını ve sürelerini bildirme yönünde genel bir anayasal yükümlülük getirmektedir. HMK md. 297/1-ç ise, bu genel anayasal yükümlülüğün, yargı kararları açısından somut bir usul kuralına dönüştürülmüş halidir. Yani, HMK'daki bu kural, Anayasa'daki temel hakkın yargılama hukukundaki yansımasıdır. Bu yükümlülüğün ihlalinin 'mahkemeye erişim hakkı' (Anayasa md. 36, AİHS md. 6) üzerindeki etkisi çok önemlidir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin karşı oyunda da vurgulandığı gibi: 1. **Güven İlkesi ve Devletin Sorumluluğu:** Vatandaş, bir kamu otoritesi olan mahkemenin verdiği bilgiye güvenerek hareket eder. Mahkemenin, kanun yolunu veya süresini yanlış göstererek vatandaşı yanıltması, devletin kendi kusurudur. Bu kusurun sonuçlarının, devlete güvenerek hareket eden vatandaşa yüklenmesi, hakkaniyete ve adalet anlayışına aykırıdır. 2. **Mahkemeye Erişimin Engellenmesi:** Kanun yolu süresinin hatalı gösterilmesi, tarafın süreyi kaçırmasına ve dolayısıyla kanun yoluna başvurma hakkını kaybetmesine neden olabilir. Bu durum, mahkemeye erişim hakkına, usul kurallarının aşırı katı yorumlanması yoluyla orantısız bir müdahale teşkil eder. AİHM içtihatlarında da belirtildiği gibi, mahkemeye erişim hakkı mutlak değildir, ancak bu hakka getirilen sınırlamalar, hakkın özünü zedelememelidir. Mahkemenin kendi hatası nedeniyle bir hakkı tamamen ortadan kaldırması, hakkın özünü zedeleyen bir durumdur. Karşı oydaki görüş, mahkemenin hatalı olarak belirttiği süre içinde yapılan kanun yolu başvurusunun, mahkemeye erişim hakkı ve dürüstlük kuralı gereğince süresinde yapılmış kabul edilmesi gerektiğini savunmaktadır. Bu, hak arama özgürlüğünü ve hukuki güvenliği, katı şekilciliğe karşı koruyan, hak eksenli bir yaklaşımdır.